Tazminat HukukuTıp Hukuku

GİRİŞ

Estetik amaçlı tıbbi müdahaleye başvuranların sayısı dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de gün geçtikçe artmaktadır. Bu artışın başlıca sebebi, teknolojinin gelişmesiyle beraber tıbbi müdahalelerin en az riskle ve vücudun birçok bölgesine uygulanabilmesidir. Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerin maliyeti de bunun sonucu olarak aynı oranda azalmıştır. Bu sebeple her insan ekonomik durumuna ve maddi gücüne uygun olan estetik amaçlı tıbbi müdahaleleri yaptırabilmektedir. Ayrıca, internet ve televizyon gibi aracılar vasıtasıyla küreselleşen dünyada, güzellik algısının değişmesine bağlı olarak, kendisini daha güzel hissetme arzusundaki insanların artması da bir başka sebeptir.

Estetik amaçlı tıbbi müdahaleye olan taleplerin bu derece yoğunlaşmasına paralel olarak, bu alanda çıkan hukuki uyuşmazlıklar da bir o kadar artmaktadır. Ancak bu alandaki muhtemel sorunların çözümü için mevzuatımızda yeterli düzenleme bulunmadığı gibi, doktrinsel ve akademik çalışmalar da bir hayli eksik kalmaktadır. Bu sebeple tıp hukuku alanına, karınca kararınca bir katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan çalışmamızda, tıp biliminin bir alt dalı olan güzelleştirme amaçlı yapılan estetik müdahalelerden yola çıkılarak, hekimin estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanan tazminat sorumluluğu ele alınmıştır.

Maddi Tazminat

Zarar ve tazminat arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Dolayısı ile maddi tazminat, zarara uğrayanın malvarlığında oluşan azalmaya karşılık olan miktardır. Zarar tümüyle giderilmiş olmalıdır. “Tam Tazmin=Totalreparation” isimli bu ilke ilkeye Alman hukukunda “Ya hep, ya hiç ilkesi= Alles oder Nichts- Prinzip” denilmektedir (Eren, 2017: 84). Hukukumuzda sözleşmeyi ihlalden ya da haksız fesihten kaynaklanan maddi zarara dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargı kararları ve öğreti ile tanımlanmaktadır. Fakat sözleşme sorumluluğundan doğan maddi zarar ve tazminata ilişkin Türk Borçlar Kanunun bazı hükümlerinde yer verilmiştir. Hukukumuzda TBK’nın 49 ve 52. maddeleri arasında maddi tazminata ilişkin genel esaslar düzenlenmiş bulunmaktadır.

Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde müdahaleden doğan maddi zararlar; operasyon gideri, hekimin kusurundan doğması sebebiyle hastada ortaya çıkan kazanç kayıpları (hastanın müdahale nedeniyle çalışamaması) ve ileride doğacak ekonomik kaybından doğan zararlar hekim ve kamu/özel sağlık kuruluşları tarafından karşılanmaktadır. Tazminat bedeli zarara uğrayana verilmektedir. Ancak hastanın ölmesi durumunda yakınlarına “destekten yoksun kalma tazminat” verilebilmektedir (Petek, 2006: 231).

Davacının dava dilekçesinde talep ettiği miktar hakimin tazminat miktardan az olması durumunda hakim talep miktarından fazlasını hükmedemez. HMK m.107 gereği belirsiz alacak davası söz konusu ise dava dilekçesinde belirtilen asgari tutar hakimi bağlamayacaktır. Hasta zararına binaen kısmi davada açabilir (Subaşı, 2016: 158).

Yargıtay 3. HD 2013/11743 Esas 2013/13688 Karar 01.10.2013 tarihli kararında estetik müdahaleye maruz kalan hastanın maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne hükmetmiştir. Hekim sözleşmese yükümlülerine aykırı davranıp borcunu yerine getirmez ise Borçlar Kanunu kapsamında tazminat sorumluluğu doğacaktır. Kararda bahsedilen: “Davacı ile davalı doktor arasındaki ilişki BK’nın 355 (6098 sayılı yasa 455) ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Davacı, iş sahibi, davalı doktor yüklenici konumundadır. Davalı doktor davacının göğüs ameliyatını yapmayı üstlenmiştir. Bu ameliyat tamamen estetik amaçlıdır…Davacı iş sahibi tarafından ayıbın giderilmesi için yapılan giderlerin tahsilinin istenmesi durumunda iş bedelinin ve giderlerin kendisi tarafından karşılanması zorunlu olduğundan iş bedeli ve giderlerin tahsili istenemez. Bu konuda davacı vekiline tercihi sorularak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekir. Davacı, manevi tazminat isteminde de bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı şekilde davalı doktor estetik ameliyatlarda kusurlu görüldüğünden, davacının da tam olarak başarıya ulaşmayan estetik ameliyatlar nedeniyle acı çekmesi ve üzüntü duyması doğal olduğundan, mahkemece uygun görülecek manevi tazminatın davacı yararına karar altına alınması gerekir.

Cismani (Bedeni) Zarar

Zarara uğrayanın beden ve ruh sağlığının maddi, manevi bozularak beden bütünlüğünün ihlal edilmesidir. TBK m.54’te bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar olarak sayılmıştır.

Bireyin iradesi haricinde zarar veren eylem sonucunda malvarlığının aktif kısmında eksilme veya pasif kısmında artma olarak doğan zarardır. Zarar veren eylem neticesinde bireyin malvarlığı mevcudun da ki değer kaybıdır. Hastanın aylık geliri, olası iş hayatı ve hayatta kalma süresinin tespiti gerekir. Yargıtay tarafından kabul edilen hesap ilkesi gereği ölüm ve bedensel zararlara ilişkin olarak PMF-1931 yaşam tablosuna göre yaşam süresi hesaplanmaktadır (Gökcan, 2003: 31).

Ölümden Doğan Zararlar

Zarar hastanın ölümüne sebep olmuşsa, hastanın yardımından hasta yakınlarının yoksun kalması sonucu doğan zarar tazmin edilmektedir.

TBK’nın 53. maddesinde ölüm durumunda ortaya çıkan zararlar; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar olarak düzenlenmiştir.

  1. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Hastaya tedavi esnasında uygulanan tıbbi müdahalede operasyonun tıbbi hata sonucunda başarılı bir şekilde sonuçlanamaması veya tedavi şeklinin doğru uygulanmaması durumunda hasta hayatını kaybederse hak sahipleri kusuru bulunan ve zarar veren doktordan veya sağlık hizmeti sunan diğerlerinden destekten yoksun kalma zararlarını talep edebileceklerdir. Hasta yakınlarına desteği bulunan hastanın ölmesi nedeniyle hasta yaşasaydı yakınlarına da faydası olacak kazancından yakınlarının yoksun kalma durumudur. Destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken ilk olarak hastanın ölmeden önceki gelir durumu tespit edilmelidir. Meslek odakları ve vergi dairelerinde yapılan araştırma ile bu durumun tespiti mümkündür. Hastanın geliri bulunmamaktaysa geliri asgari ücretten hesaplanacaktır (Çelik, 2019).
  2. Ölüm Nedeniyle Diğer Maddi Zararlar: Tıbbi müdahale neticesinde hasta hemen hayatını kaybetmişse, doktor, özel sağlık kurumları ölümden kaynaklanan giderleri karşılamakla yükümlüdür. Ölüm neticesinde cenaze masrafları, def’in ve taşıma işleri yapılan diğer giderlerdir. Cenaze masrafları konusunda ek olarak ikinci bir hüküm bulunmamaktadır (Uyanık, 2017: 1318).

Manevi Tazminat

Manevi zarar, kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzden doğan acı, elem ve ızdırap olarak ifade edilmektedir. Tıbbi sorumlulukta manevi zarar, kusurlu bir tıbbi müdahale sonucu olarak hastanın duyduğu bedensel veya manevi acıyı, hayat zevklerinde meydana gelen azalmayı ifade eder (Yenerer, 2009).

Manevi tazminat talep edilebilmesi için, hastanın kişilik hakkına bir saldırının bulunması, manevi zararı husule gelmeli, nedensellik bağının bulunması ve hastanın bu aykırılık neticesinde acı, elem, ızdırap duyması gerekmektedir.

Öncelikle manevi zararın gündeme gelebilmesi için hastanın, uğramış olduğu sözleşmeye aykırılıktan dolayı acı veya üzüntü duyması gerekir. Yüz germe ameliyatı neticesinde yüzünde iz kalan bir hasta, her gün bu izle karşı karşıya kalacağı için, manevi yönden zarara uğradığı kabul edilir.

Hakim manevi tazminata hükmederken, manevi tazminatın bir ceza unsuru olmadığını dikkate almalı, hükmedilen meblağ hasta açısından zenginleşme aracı olmamalı, hekimin de ekonomik mahvına sebebiyet vermemelidir. Manevi tazminatın, gerçek anlamda bir tazminat ya da ceza niteliği taşımadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 22.6.1966 T., 1966/7 E. ve 1966/7 K. sayılı kararında da ayrıntılı bir şekilde ifade edilmiştir.

Yargıtay, son kararlarında tazminat miktarlığının azlığı sebebiyle Yerel Mahkeme kararlarını bozmaktadır (Uyanık, 2017: 1318).

SONUÇ

İnsanların güzel görünme ve güzel hissetme ihtiyaçlarının sonucu olarak estetik amaçlı tıbbi müdahaleler yaptırmaktadır. Bu derece yoğun talep olan bir alanda ise hukuki uyuşmazlıkların görülmesi kaçınılmazdır. Ancak sağlık hukuku alanında olduğu gibi estetik amaçlı tıbbi müdahale alanında da mevzuatımızdaki düzenlemeler yetersiz; doktrinsel ve akademik çalışmalar eksik kalmaktadır. Bu eksikliklerin yerini ise Anayasa, TMK, TBK ve HMKnın ilgili hükümlerini yorumlama yoluyla kullanarak doldurabilmekteyiz.

Sağlık hukuku alanında çıkan uyuşmazlıkların anlaşılması ve doğru şekilde çözülmesi için öncelikle bu alandaki temel kavramların ve özellikle çalışmamızın konusu olan “estetik amaçlı tıbbi müdahale” kavramının iyi anlaşılması gerekmektedir.

Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde çıkan uyuşmazlıklarda, sorumluluğun kaynağının ne olduğunun tespiti önem arz etmektedir. Burada hekimin sorumluluğu sözleşmeden kaynaklanabileceği gibi, vekâletsiz iş görmeden yahut haksız fiilden kaynaklanıyor olabilir.

Kaynağı ne olursa olsun hekimin sorumluluğuna gidebilmek için belli şartların oluşması gerekmektedir. Bunlar; “borca aykırı fiil,“kusur,“zarar ve“nedensellik bağıdır. Bu şartların hepsinin bir arada bulunmadığı durumlarda hekimin sorumluluğundan söz edilemeyecektir.

Hekimin özenli davranmak suretiyle tıbbi müdahaleyi gereklerine uygun şekilde gerçekleştirmemesi sonucu hasta zarara uğramışsa, uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini, hasta tarafından talep edilebilir. Hastanın hak kaybına uğramaması ve zararının en kısa zamanda karşılanması için talep tıbbi müdahalenin dayandığı hukuki sebebe göre değişen zamanaşımı süreleri içinde yapılmak zorundadır (TBK m. 146, 147/6, 478, 72/1). Aksi takdirde borç zamanaşımına uğrayacağından eksik borç halini alır.

Av. Ayşe ÖZCAN

Konunun teknik olmasından kaynaklı olarak bir avukattan destek almanız faydalı olacaktır.

Ayrıntılı bilgi ve Danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.